Güncelleme: 07:12 TSİ 09 Nisan 2020 Perşembe
Makale detayı
Facebook'ta Paylaş

1924 Anayasası'nı kurucu meclis yapmadı

Cemil Koçak
Güncelleme: 09:42 TSİ 22 Ekim 2011 Cumartesi

 

1924 anayasası tek partili bir meclis tarafından hazırlandı; fakat sanıldığının aksine önemli tartışmalara neden oldu; pek çok madde önerisi reddedildi ya da değiştirildi.

1924 anayasası sadece CHP’lilerden oluşan ikinci meclis tarafından gündeme alındı; hayret edilecek nokta, bu sırada tek parti yönetimi henüz kurulmadığı ve kurulacağına ilişkin bir işaret de bulunmadığı halde, CHP içinde meclise yansıyan tartışmaların serbestliği ve çeşitliliğidir. Yeni anayasanın tartışılmaya başlandığı şu günlerde ilkinin yarattığı bazı görüş ayrılıklarını hatırlamanın zamanıdır.

Günümüzde dillendirilen olağan meclislerin anayasa yapamayacaklarına ilişkin görüş de, ikinci meclisin toplanmasından sonra yapılan bu yeni anayasanın yapım süreciyle çelişmektedir. İkinci meclis, cumhuriyetten önce seçilmiş, cumhuriyeti ilân etmiş ve ardından da yeni bir anayasa yapımına karar vermişti. Bunu yapan bizzat CHP idi. Günümüzde anayasaların ancak kurucu meclisler eliyle yapılabileceğine ilişkin görüşlerin kaynadığı ise, 27 Mayıs sonrasındaki siyasal pratiktir. Zaten eğer öyle olsaydı, 1982 anayasasının da meşruluk temeli tartışmalı olurdu; ne de olsa kurucu meclis tarafından değil, danışma meclisi ile MGK tarafından kaleme alınmıştı! Ayrıca, anayasanın maddelerini değiştiren bir olağan meclisin, daha çok maddeyi niçin değiştiremeyeceği sorusuna verilecek yanıt merakla beklenmeyi hak etmektedir. Acaba olağan meclislerin anayasanın belirli sayıdaki maddelerini değiştirmeye yetkili, fakat daha fazla sayıdaki maddelerini ise değiştirmeye yetkisiz olduklarına ilişkin bir anayasa maddesi mi vardır? O halde soru basittir: olağan meclisler anayasanın kaç maddesini değiştirmeye yetkilidir? Araya belirli süreler konulmak kaydıyla parça parça değiştirmek uygun mudur? Bir kurucu meclis oluşturmaya kalkışmak anayasaya açıkça aykırı olduğuna göre, bu görüşün tek amacının yeni bir anayasa yapımına set çekmek olduğu gayet açıktır.

Güçler birliği ilkesi

1924 anayasası, birinci meclis geleneğini sürdürerek güçler birliği ilkesine göre düzenlenmişti. Zaten Atatürk de birinci mecliste olsun, daha sonra olsun, yaptığı bütün konuşmalarda, güçler birliğinden yana tavır almış; güçler ayrılığını savunan düşünürleri ve görüşleri sert bir şekilde eleştirmişti. Atatürk, 1921 yılının başlarında mecliste yaptığı bir konuşmada, güçler ayrılığı ilkesinden söz eden üyelere karşı çıkıyor ve güçler birliğini savunuyordu. Hayatı boyunca da bu düşüncesine sadık kaldı. Bu bakımdan Atatürk’ün partisi olmakla övünen CHP’nin hali hazırda nasıl olup da güçler ayrılığı tezini öne sürdüğünü anlamak kolay değildir; aslında bu önerinin de yeni olmadığına ve CHP’nin anayasal ilke olarak güçler birliğinden güçler ayrılığı formülüne çok daha eski tarihlerde, daha DP iktidarının sonlarında geçtiğini hatırlamak gerekir. CHP’nin elli yıldan uzun bir zaman önce de  tıpkı bugün gibi geçmişine sahip çıkmamayı tercih ettiğini görüyoruz; bunu hiçbir zaman yüksek sesle dile getirmek istemese de. Çünkü, o zaman olsun, bugün olsun parti yönetimi hem Atatürk’ün ilkelerinden vazgeçtiği yolunda bir görüntü vermekten kaçınmaya çalışıyor, fakat diğer yandan da günlük politikanın gerçekleri karşısında daha fazla direnemiyordu.

Bu ilke gereğince egemenliğin sahibi olan millet, vekâlet verdiği temsilcileri aracılığıyla egemenliğini hiçbir güçle paylaşmadan kullanabiliyordu; yani meclisin yapamayacağı hiçbir şey yoktu; bağlı olduğu tek şey anayasanın kendisiydi. Anayasa komisyonu üyesi Celâl Nuri Bey, güçler birliği ilkesine son derece özen gösterildiğini, çünkü meclisi ve cumhuriyeti yaratanın bu ilke olduğunu açıklıyordu. Meclis doğrudan milletti ve “istediği gibi” yürütmeyi tanzim ederdi. Komisyon, anayasanın bir kurucu meclis tarafından yapılması gerektiği yönündeki görüşlere katılmadığını belirtiyordu. İzmir milletvekili Şükrü Bey, güçler ayrılığından yana olan düşünürleri eleştiriyor ve bunun yanlış bir fikir olduğunu açıklıyordu. Hatta Tunalı Hilmi, Türkiye devletinin bir halk devleti olduğunun anayasaya geçmesini istiyordu. Ne var ki bu öneri taraftar bulmayacak ve reddedilecektir. Yine Tunalı Hilmi’nin Türkiye devletinin halk cumhuriyeti olduğu yönündeki önergesi de aynı âkıbete uğrayacaktır.

Atatürk’e bile verilmeyen yetkiler

Anayasa önerisinde Cumhurbaşkanına hükûmetin görüşünü alarak gerekçesini meclise ve millete bildirmek şartıyla meclisi erken seçime götürme yetkisi tanınıyordu. Bu açıkça meclisi fesh yetkisiydi. Ancak daha işin başında madde geniş tartışmalar yaratmıştı; o kadar ki, anayasa komisyonu başkanı Yunus Nadi, daha tartışmalar başlamadan söz almak isteyen üyelerin sayısının fazlalığını görünce komisyonun maddeyi geri almak istediğini açıklamıştı. Bu öneri bile tek başına usul tartışmaları yaratmıştı. Saruhan milletvekili Reşat Bey, bizzat Atatürk’e verilmek istenen yetkiye karşı çıkıyor ve “Gazi paşa hazretleri kat’iyyen emin olsunlar ki, millet yine kendi tabir ve tavsiyeleri veçhile hâkimiyetlerinden bir zerresini ismi ve makamı her ne olursa olsun ve kim olursa olsun hiçbir makama, hiçbir ferde tevdi ve teslim etmeyecektir.” diyor ve bu konuşma mecliste “yaşa” sesleri ve alkışlarla karşılanıyordu! Reşat Beye göre, “ferdi saltanat, ferdi hâkimiyet” görüşünde bulunanlar millet gözünde töhmet altına gireceklerdi. Bizzat Atatürk bir zamanlar hâkimiyeti millîyeden ödün verilemeyeceğini açıklarken, Reşat Bey, şimdi artık bu görüşten vaz mı geçildiğini soruyordu. Bizzat Başbakan İsmet İnönü ile kişisel polemiğinden sonra da, alkışlar arasında devamla, “Allah Reisicumhur olsa, kat’î arz ediyorum, kestiriyorum, (“hâşâ” sesleri) Hâşâ, melaikei kiram heyeti vekile olsa fesih selâhiyetini verecek yoktur.” diyordu.

Bir üye de, bu yetkiden dolayı meclisin özgürce çalışıp karar alamayacağından endişe ettiğini söylemişti. Her an dağıtılmak endişesiyle meclis kendisini serbest hissedemez ve karar alamazdı. Hiç kuşkusuz fesih yetkisi eski günlerin kötü tecrübelerini de çağrıştırıyordu. Sultanlara tanınan yetki çok kez suistimal edilmiş ve demokratik gelişmelerin önüne set çekmişti. Bu tecrübeler hafızalarda yer etmiş iken, yeniden aynı yetkinin gündeme gelmesi, pek çok meclis üyesi için kabul edilemezdi. Karasi milletvekili Süreyya Bey, hâkimiyeti millîye ile cumhuriyet arasında kurulan ve cumhuriyeti, hâkimiyeti millîyenin en yüksek şekli gören anlayışa karşı uyarıda bulunma ihtiyacını hissetmiş olmalıydı ki, pek çok cumhuriyetin hâkimiyeti millîye ilkesinden uzak idareler olduğunu vurgulamaktaydı. Bunlar ancak lâfın gelişi böyleydi; gerçekte ise meclisin fesh yetkisi, aslında güçler birliği ilkesine de aykırıydı.  Güçler birliği ilkesi uyarınca hâkimiyeti millîye esasına uygun şeklin bu olmadığını, aksi davranışın olsa olsa irtica olacağını açıklıyordu. Yeniden “taht ve saltanat kurulması” mümkün değildi artık. Milletin yegane egemenlik kurumu olan meclisi dağıtacak yetkinin bir şahsa verilmesi kabul edilemezdi. Eski acı tecrübeler de zaten verilmemesi gerektiğini söylüyordu.

Bütün bu sert eleştiri ve tartışmalardan sonra Recep Peker, vatanın yüksek çıkarları gerektirdiğinde bu yetkinin Cumhurbaşkanında olmasında ısrar ediyordu; onun yeni önerisine göre, fesih kararının yürürlüğe girmesi için kararın meclisin üçte iki çoğunluğunca reddedilmemesi yeterli görülmeliydi. Ne var ki önerge kabul edilmeyecektir. Fesih yetkisi mecliste 130 üyenin katıldığı oturumda 126 üyenin oyuyla reddedilecektir.

Cumhurbaşkanının bugün olduğu gibi yedi yılda bir seçilmesi önerisi de çok tartışıldı. Süre uzun bulunmuştu. Ayrıca meclis tarafından seçilen Cmhurbaşkanı bir sonraki meclise üye olarak seçilemezse ne olacaktı?  Yunus Nadi, istikrar amacıyla sürenin uzun tutulduğunu belirtiyordu. Ebubekir Hâzım Tepeyran, “Yalnız Gazi Paşa Hazretlerinin bütün dünyaca ve bizce müsellem fıtrati nadiranelerini göz önüne alarak, tabiî ona göre kanunu esasi yapılmaz. Binaenaleyh ona kemali hürmetimiz, kemali emniyetimiz olmakla beraber biz de düşünürüz. Çünkü maalesef kendilerine hayatı ebediye vermek bizim elimizde değildir.” diyordu. Anayasa komisyonu üyesi Celâl Nuri Bey, sürenin Atatürk’ün şahsı için öngörülmemiş olduğunu vurgulamak istemişti.

Süreye ilişkin uzun görüşmelerden sonra; yedi yıllık süre mecliste dörde düşürülmüştü. Bu suretle güçler birliği ilkesine de uygun bir şekil bulunmuş oluyordu. Cumhurbaşkanının meclisçe seçileceği ilkesi kabul görmüştü; süresi de belirlenmişti; buna karşılık ilk formülde olmayan bir şekil de gündeme gelmişti. Cumhurbaşkanının muhakkak meclis içinden seçilmesi ilkesi. Böylece Cumhurbaşkanı partisiyle ilişkisini devam ettirebilecek, fakat meclis görüşmelerine katılamayacağı gibi, oy da kullanamayacaktı. Yunus Nadi, Cumhurbaşkanına getirilen bu kısıtlamalara karşı çıkmıştı. Bazı üyeler ise meclis dışından da Cumhurbaşkanı seçilebilmesinin yararına değiniyorlardı. Ne var ki, bu öneri yerinde görülmeyecek ve Cumhurbaşkanının dört yılda bir meclisçe ve meclis üyeleri arasından seçilmesi uygun görülecektir. Oysa Hakkı Tarık Us, Cmhurbaşkanının meclisteki görüşmelere katılmasından ve oy da kullanmasından yanaydı. Diğer yandan, gerekirse Cumhurbaşkanının hükûmete başkanlık edebileceği kabul edilecektir. Ancak gerektikçe meclise de başkanlık edebileceğine yönelik öneri kabul görmemişti.

Cumhurbaşkanının meclisten geçen yasa tasarılarını veto edebileceğine hüküm de epey tartışma yaratmıştı; güçler birliği ilkesinin bu suretle göz ardı edildiğini belirten üyeler, meclisin ikinci kez üçte iki çoğunluk bulmasını öngören bu yöntemin doğru olmadığı kanısındaydılar. Feridun Fikri Bey, meclisin yasama yetkisini kısıtlayan bu veto yetkisine karşı çıkıyordu. Nitekim eleştiriler ciddiye alınacak ve Cumhurbaşkanının bugün olduğu gibi yasa tasarılarını ikinci kez görüşmek üzere meclise yeniden iade etmesi uygun görülecek; yalnız meclisin belirli bir çoğunluk aranmaksızın tasarıyı yeniden onaylaması halinde Cumhurbaşkanının tasarıyı onaylamak zorunda kalacağına hükmedilecektir.

Başkumandanlık yetkisinin Cumhurbaşkanına verilmesini öngören madde de hayli tartışma yaratmıştı: Bu maddenin Atatürk’ün özel durumu göz önüne alınarak hazırlandığını belirten bazı üyeler, gelecekte yani Atatürk’ten sonra onun yerine gelebilecek sivil Cumhurbaşkanları da olabileceğini belirterek, başkumandanlık yetkisinin sivile bırakılamayacağını ileri süreceklerdir. Sonunda Recep Peker’in önerisi olan, başkumandanlığın meclisin manevî şahsiyetinde bulunduğu, ancak Cumhurbaşkanı tarafından temsil olunduğu yolundaki hüküm kabul görecektir.

KADINLAR DA TÜRK MÜDÜR?

Milletvekili seçilme hakkını içeren ilgili madde görüşülürken, birdenbire gözden kaçan küçük bir ayrıntı gündeme geldi; madde, otuz yaşını dolduran her Türkün milletvekili seçilebileceğinden söz ediyordu.  Bir milletvekili kadınların da böylece milletvekili seçilebileceğinden söz edince, çünkü kadınlar da Türktüler, tartışma açıldı. Feridun Fikri Bey, zaten amacın da bu olduğunu, kadınların da oy kullanacaklarını söyleyince, bazı üyeler, bu görüşü desteklemekle kalmadılar, ayrıca anayasanın ilgili maddesi gereğince ortaya çıkacağını umdukları seçim yasasında bu durumun gerçekleşeceğini de belirttiler. Hatta komisyon görüşmeleri sırasında da bu konuya değinilmişti; ancak konunun seçim yasasıyla ilgili olduğu söylenmiş ve bu konuda çoğunluk oyu oluşmuş olduğundan, anayasa maddesi bu şekilde kaleme alınmıştı. Fakat başka üyeler aynı görüşte değillerdi ve Recep Peker söz alma gereğini duymuştu. Peker’e göre, bazı ifadelerden kadınların Türk tanımı içinde yer almayacakları gibi bir yoruma gidilebileceğinden endişe ediyordu. Böyle bir görüş ya da değerlendirme tutanakta yer alırsa sakıncalı olurdu. Bir öneri de maddenin kadın-erkek her Türk şeklinde kabulü yolundaydı. Anayasa komisyonu başkanı Celâl Nuri Bey ise, kadınların gelecekte oy kullanmasından ve milletvekili dahi seçilmelerinden yana olduğunu açıklıyor, ancak bunun sırasının henüz gelmediği gibi bir düşünce ile olsa gerek, maddenin “her erkek Türk” olarak değiştirilmesini istiyordu. Nitekim kadın-erkek her Türk şeklindeki değişiklik önerisi reddedilecek ve Peker de, “kadına hak vermediniz; bari alkışlamayın yahu” diyerek, önerinin reddini protesto edecektir. Madde “her erkek Türk” olarak değiştirilmişti!

Sıra yemin metnine gelince

Milletvekillerinin yemin metninde Cumhuriyet esaslarına sadakat de bulunuyordu; fakat bu yeterli bulunmamış olacak ki, milletin kayıtsız şartsız egemenliğine karşı bir amaç izlenmeyeceğine ilişkin bir cümlenin de yemine eklenmesi önerisi kabul edilecektir.

Türkiye kelimeleri Türk olarak değiştirilsin mi?

MERSİN milletvekili Niyazi Bey, yasada yer alan bütün Türkiye kelimelerinin Türk olarak değiştirilmesini istemişti. Niyazi Bey, sadece bunu önermekle kalmamış; Türkiye sözcüğüne de karşı çıkmıştı. Türkeli demek daha uygun olurdu. Türkiye kelimesi İtalyancadan geliyordu ve Arapçaydı. Ancak önerisi reddedilecektir.

Bakan yardımcıları istemiyoruz!

ANAYASA önerisinde bakan yardımcılıkları kurulması isteniyordu; hatırlanacağı gibi, 12 Eylül’deki  son anayasa değişikliği ile bugün de bu ilkeye geri dönülmüştür. Fakat bakan yardımcılığı kulağa pek yeni gelen bir öneriydi; o zamana kadar hiç uygulanmış da değildi. Bu bakımdan itirazlar yoğun olacaktır: Hele milletvekillerinin de bakan yardımcılığı yapabileceğini öngören anayasa önerisi iyice yabancı gelmişti. Bakan yardımcılığının tamamen kaldırılması da istenmişti. Karşı görüş, bu uygulamanın “adam yetiştirme” noktai nazarından yararlı olacağı yönündeydi. Anlaşılan bakan yardımcılığı bir nevi çıraklık olarak görülmüştü ya da anlaşılmıştı. Gerçi anayasa önerisinde bakan yardımcılığı değil, muavinlikten söz edilmişti, fakat bunun pratikte ne anlama geleceği belirsiz gibiydi. Kimisi de öneriyi tamamen farklı anlamıştı; bazılarına göre, muavinden kasıt müsteşardı, hatta siyasî müsteşardı. Bir nevi bakanlık işlerinde bakana siyasî bakımdan da yardımcı olacak kişi. Nitekim Celâl Nuri Bey de bu yorumu anayasa komisyonunun da benimsediğini belirtecektir. Bakan yardımcılığı ya da siyasî müsteşarlık önerisi reddedilecektir. Fakat aradan on yıldan fazla zaman geçtikten sonra 1937 yılında yapılan anayasa değişikliğiyle siyasî müsteşarlıklar yeniden gündeme gelecek ve bu kez üzerinde hiçbir tartışma açılmaksızın kabul de edilecektir. Aradan çok kısa bir süre geçtikten sonra ise İnönü’nün Başbakanlıktan ayrılmasından sonra bu madde yeniden değiştirilecek ve siyasî müsteşarlık kurumuna son verilecektir. Uygulama sadece birkaç ay sürebilmişti!

Meclis süresini uzatabilir mi?

GENELLİKLE hatırlanmaz, fakat 1921 anayasasına göre meclis sadece iki yıl için seçilmişti; bu nedenle 1923 seçimi sonucunda oluşan meclisin ömrü iki yılla sınırlıydı; oysa şimdi anayasa yeniden yapılıyor ve meclisin süresi dört yıla çıkarılıyordu; peki o zaman bu meclis iki yıllık mı olacaktı, yoksa yeni anayasaya göre dört yıl mı hüküm sürecekti sorusu da tartışmalara neden olacaktır. Bazı üyeler, dört yılın etik olarak da, siyasî olarak da doğru olamayacağı kanısındaydılar, onlara göre dört yıllık meclis ancak anayasanın kabulünden sonra gelecek olan yeni meclis olabilirdi, kendileri sadece iki yıl için seçilmişlerdi. Aksi hâkimiyeti millîyeye tecavüz olurdu. Meclis kendi kendine süresini uzatamazdı. Celâl Nuri Bey ise, ortada bir tavır takınıyor ve meclisin isterse iki sene sonra erken seçim kararı alabileceğini belirtiyordu; karar meclisindi. Nitekim yapılan oylamada meclisin süresinin dört yıl olarak kabul edilmesi üzerine meclisin de bu süreyi tam olarak kullanmasından yana bir tavır ortaya çıkınca; meclisin yegane bağımsız milletvekili olan Gümüşhane milletvekili Zeki Bey, “ne oldu hâkimiyeti millîye yahu” diye soracaktır.

adv
SON DAKİKA
21:35 - Türkiye'de corona virüsten hayatını kaybedenlerin sayısı 812 oldu!17:21 - Corona virüsten ölü sayısı hızla artıyor! (Corona virüste son durum)15:05 - İstanbul'da corona virüs riskinin en yüksek olduğu ilçeler hangileri?15:01 - Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan vatandaşa corona virüs mücadelesiyle ile ilgili mektup13:22 - Dünya Sağlık Örgütü'nden corona virüs ile ilgili sorulara yanıt (Dünya corona virüsten ne zaman kurtulur?)21:51 - Türkiye'de corona virüsten toplam can kaybı 725 oldu22:48 - Türkiye'de Corona virüsten can kaybı 574 oldu22:50 - Türkiye'de corona virüs salgınından can kaybı 425 oldu22:55 - Türkiye'de corona virüsten hayatını kaybedenlerin sayısı 356 oldu22:45 - Dünyada corona virüs vakalarının sayısı 1 milyonu geçti!21:32 - Corona virüsten en çok can kaybı görülen 10 il21:03 - Türkiye'de corona virüsten ölenlerin sayısı 277 kişi oldu21:42 - Türkiye'de corona virüsten hayatını kaybedenlerin sayısı 214 oldu11:21 - Corona virüs küresel krizi ve yeni dünya düzeni!22:39 - Türkiye'de corona virüsten hayatını kaybedenlerin sayısı 168 oldu!23:11 - ABD'de corona virüsten ölü sayısı 2 bini geçti (Corona virüs son durum)23:06 - Türkiye'de corona virüs salgınından hayatını kaybedenlerin sayısı 131 oldu!00:02 - Bakan Soylu: Sürekli bir taşınma söz konusu, bu hastalığı yayar23:22 - Türkiye'de corona virüsten can kaybı 92 oldu!23:02 - İtalya'da bir günde 969 kişi corona virüsten öldü! (Corona virüste son durum)22:49 - Corona virüsün savaşında en kritik cihaz solunum cihazı!20:37 - Pangolin'de corona virüsün benzerini taşıyor20:26 - Corona virüsün yeni savaş alanı Hindistan olacak iddiası!18:04 - Corona virüsü tespit etmek için ev tipi antikor testi geliştirildi23:03 - Türkiye'de corona virüsten hayatını kaybedenlerin sayısı 75 oldu14:45 - Üniversite tatili uzadı, YKS sınavı ertelendi!12:53 - Umut veren gelişme! ''Corona virüs aşısı uzun yıllar koruyabilir''00:17 - Türkiye'de corona virüsten ölenlerin sayısı 59 oldu19:53 - Uzaktan eğitim 30 Nisan'a kadar uzatıldı12:00 - İspanya corona virüs nedeniyle NATO'dan acil yardım istedi (Corona virüste son durum)00:02 - Türkiye'de corona virüsten ölenlerin sayısı 44 oldu13:39 - EBA TV nereden ve nasıl izlenecek? EBA TV uydu frekansları nedir?00:59 - Almanya Başbakanı Merkel corona virüs salgını nedeniyle kendisini karantinaya aldı00:45 - Cumhurbaşkanı Erdoğan: Evlerimizde kalalım00:23 - Bilim insanları Çin'in corona virüs raporunu çıkardı! (72 bin vaka tek tek incelendi)00:15 - Türkiye'de corona virüsten ölenlerin sayısı 30 oldu! Vaka sayısı bin 23600:08 - Gıdalardan insana corona virüs bulaşır mı?23:50 - Türkiye'de Corona virüs salgınından ölenlerin sayısı 21 oldu!23:41 - Corona virüste hızlı tanı kiti devrede! 15 dakikada sonuç23:59 - Türkiye'de Corona virüsten ölenlerin sayısı 9 oldu! Vaka sayısı 67023:04 - Sağlık Bakanlığı'ndan Corona virüs genelgesi! özel ve vakıf hastaneleri de virüs hastalarına bakacak22:55 - Ölümcül virüsler çoğu neden yarasalarda ortaya çıkıyor?22:51 - İtalya'da corona virüsten bir günde 627 kişi öldü! (Corona virüste son durum)22:08 - Hangisi doğru? Corona virüs hakkında efsaneler!21:50 - 79 yaşındaki corona virüs hastası o ilaçla tedavi edildi!21:40 - İngiltere'den corona virüs nedeniyle emekli 65 bin doktor ve hemşireye mektup23:22 - Türkiye'de corona virüsten üçüncü ölüm!23:02 - Gün gün corona virüs belirtileri22:56 - Monako Prensi 2. Albert corona virüsü salgınına yakalandı12:14 - Corona virüste Çin'de bir ilk! (Corona virüste son durum)00:21 - Türkiye'de Corona virüsten ikinci ölüm! Vaka sayısı 191!00:20 - Türkiye'de corona virüse karşı 100 milyarlık paket (Covid-19'a karşı alınan 19 önlem)00:15 - Corona virüsü salgınında her 10 vakadan sadece 1'i tespit edilebiliyor00:00 - Corona virüs yüzeylerde ne kadar yaşar?23:57 - İtalya'da corona virüs salgınından bir günde 475 ölüm! (Corona virüste son durum)00:17 - Türkiye'de corona virüsten ilk ölüm! Türkiye'deki toplam vaka sayısı 98'e yükseldi23:58 - İtalya'da corona virüsten ölenlerin sayısı artıyor! (Corona virüste son durum)23:54 - Corona virüs Avrupa kıtasındaki tüm ülkelerine yayıldı!09:35 - Corona virüste doğrular ve yanlışlar nelerdir? (Corona virüs için alınacak tedbirler nelerdir?)01:58 - Türkiye'de corona virüs vaka sayısı 47'ye çıktı00:15 - İtalya'da corona virüsten bir günde 349 ölüm (Corona virüste son durum)00:03 - İçişleri Bakanlığı'ndan corona virüs genelgesi: AVM ve restoranlar hariç tüm mekanlar kapatılıyor!23:24 - Bakan Koca: Pozitif çıkan yeni vakalar var15:19 - Avustralyalı bilim insanları: Corona virüsün ilacını bulduk00:59 - Türkiye'de corona virüs vaka sayısı 18'e çıktı00:55 - Çin'de 15 dakikada sonuç veren corona virüs testi geliştirildi21:34 - İtalya'da bir günde corona virüsten 368 ölüm! (Corona virüste son durum)19:07 - Türkiye'de corona virüs vaka sayısı 5'e yükseldi15:03 - Corona virüs semptomları nelerdir? Covid-19’u alerji, grip ve nezledenayıran özellikleri nelerdir?14:53 - Diyanet İşleri Başkanı Erbaş'tan yeni tip corona virüs açıklaması13:06 - Dünya tarihini etkileyen 10 pandemi salgını!12:57 - Türkiye'de ikinci corona virüs vakası gerçekleşti12:43 - Ebola'yı keşfeden Belçikalı bilim insanı Peter Piot'tan korkutan corona virüs açıklaması14:15 - Çinli salgın uzmanı Zhong Nanshan: Corona virüs salgını Haziran'da sona erecek (Corona virüste son durum)21:35 - Dünya Sağlık Örgütü corona virüsü pandemi ilan etti11:08 - Corana virüs dünyada hızla yayılıyor! (Corana virüste son durum)01:04 - Türkiye'de ilk Corona virüs vakası!00:07 - Bakan Koca: Türkiye'de corona virüs olma ihtimali çok yüksek22:00 - Corona virüste son durum!17:30 - ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi Jeffrey'den İdlib ateşkesi ile ilgili açıklama14:55 - Ali Babacan'ın parti kuruluş dilekçesi İçişleri Bakanlığı'na sunuldu23:55 - İtalya'da corona virüs bilançosu ağırlaşıyor!23:42 - Fransa Kültür Bakanı Franck Riester corona virüse yakalandı23:31 - Eski Adalet Bakanı Şevket Kazan hayatını kaybetti!21:47 - Rusya'daki İdlib zirvesinden ateşkes kararı çıktı (Erdoğan-Putin görüşmesi sonrası açıklama)12:46 - İngiliz bilim adamı: Corona virüs savaşını kaybettik11:27 - Bahar Kalkanı Harekatı'nda 2 asker hayatını kaybetti, 6 asker yaralı11:36 - Şubat ayı enflasyon rakamları belli oldu23:52 - Corona virüs bilançosu ağırlaşıyor ( Corona virüste son durum)23:48 - İtalya, Güney Kore ve Irak'a corona virüs salgını nedeniyle uçuşlar durduruldu23:29 - ABD'de corona virüsten ilk ölüm meydana geldi! (Corona virüs salgınında son durum)23:17 - İşte corona virüse karşı alınacak önlemler23:12 - YouTube Ekim 2019 ile Aralık 2019 arasında 5.8 milyon videoyu sildi10:50 - Hatay Valisi Doğan: Suriye İdlib'de 33 asker şehit, 32 yaralı10:47 - Rusya'dan İdlib'deki hava saldırına ilişkin açıklama01:42 - Suriyeli mültecilerine Avrupa kapıları açıldı20:12 - Corona virüs dünyada can almaya devam ediyor (Corona virüsünde son durum)12:53 - AK Parti/Çelik: Suriye rejimine verilen süre dolunca TSK görevini yerine getirecek00:28 - MSB: İdlib'de iki asker şehit oldu00:45 - İran'dan getirilen 132 yolcuya corona virüsü karantinası!
Henüz yorum yapılmamış. Yorum yapmak için tıklayın
lütfen bekleyiniz
Yorumunuz:
Yazarın Diğer Makaleleri

Son Haberler Bölümler